Rus-Gürcü Savaşı Dünya'yı Nasıl Değiştirdi

Başkaları bu çatışmadan dersler çıkardı. Rusya'nın komşuları, Moskova'nın bölgede kimin patron olduğunu göstermede silahlı güç noktasında dahi zorluk çekmediğini şimdi anlıyor. Kimse durumun böyle olduğunu düşünmüyordu ancak bu ülkeler, olayın tekrarlanmayacağına dair bir garantiye sahip değil. Bu durum, Rusya'nın komşuları olan ülkelerin kendi savunma ihtiyaçları ve genel olaral Rusya ile ilgili algılarını değiştirdi.

Bu, Rusya'nın savaş sonucunda tek gördüğü zarar. Vladimir Putin ve ekibi zaferlerini ilan ettiklerinde birçok Rus, Putin'in kararının sağlıksız düşünülmüş olduğunu, ayrıca birbirine ateş eden askerleriyle Rus ordusunun iyi bir durumda olmadığını gördü. Sonuç olarak, Rusya eskisi kadar güçlü değil, tersine, zayıf bir kabadayı gibi görünüyor. Bu, herhangi bir ülke için içinde bulunulması tehlikeli bir durum.

JS: Peki, bu çatışma ABD'ye ne öğretti?

PG: ABD, kesinlikle bir çok şey öğrendi. Birincisi, başka ülkelerle uğraşırken, beyanlarımızın yanlış yorumlanmadığından emin olmamız gerektiğini öğrendik. Açıkça Sakashvili Washington'dan ABD'nin nihayetinde uygulamaya niyeti olmadığı birşeyler duydu. Birleşik Devletler politikacıları, birilerini destekleyici yada dostça görünmek isteseler bile ABD'nin ne yapıp ne yapmayacağı konusunda açık olmak zorundalar. Umuyorum ki öğrendiğimiz başka bir ders ise, bugün Moskova'nın kurallar ile yaşamaya hazırlıklı olmadığıdır. Rusya, bir devletin davranması gerektiği gibi davranacağı hususunda ABD ve diğer ülkelerin güvenlerini tazelemek adına ilerlemek için çok uğraşmak durumunda kalacak.

JS: İki yıl önce, Rusya ve Gürcistan arasındaki çarpışma sonrasında, ulusların kendi kaderini tayin hakkı (self-determination) prensibini desteklediginizi ifade ettiniz. Obama yönetiminin, özellikle Uluslararası Mahkeme'nin Kosova ile ilgili kararından sonra bu tavsiyeye uyacağını düşünüyor musunuz?

PG: Ulusların kendi kaderini tayin hakkına inanıyorum. Abhazya'nın bu hakkı realiteye dönüştürme kabiliyetini gösterdiğini düşünüyorum. Güney Osetya'nın durumu, hem Kuzey Osetya'nın varlığı hem kendisinin Rusya ile ilişkileri ve Tiflis'e hedeflenmiş bir kamaya benzeyen coğrafi konumu dolayısıyla çok daha problemli.

Bir çok manada, Rusya'yı en çok rahatsız edecek durum Batı ve özelde ABD'nin Abhazya ve Güney Osetya'yı tanıması olurdu. 27 NATO ülkesinin Suhum'da büyükelçilikleri olmasının ne anlama geleceğini düşünün. Bu, şuan Rusya Federasyonu sınırının kuzeyindeki cumhuriyetlerin tanınmasını tartışmaya açardı.

Böyle bir gelişmeyi ihtimal dışı görmüyorum. Gürcistan'nın Abhazya'yı tanıması ise daha ilginç olurdu. Abhazlar, tabi ki Moskova için istenmeyen malum sonuçları dolayısıyla bunun meydana gelmesini engelleyecek bir yol ararlardı. Bundan dolayı, bu gelişme yakın bir gelecekte yaşanmayacak. Ancak bu devletler (Abhazya ve Güney Osetya) bir kaç devlet tarafından tanınmış halde kalırlarsa, bu birçok yarı-tanınmış devletin bulunduğu yeni bir çağın başlangıcı olacak.

Bu çatışmanın onuncu yıldönümü düşünülürse, umuyorum o zaman Rusya'nın saldırganlığına dair az sayıda, Abhazya'daki yabancı elçilikler ile ilgili çok sayıda yorum ile bu çatışmayı daha aklı başında tartışacağız. Bu elçiliklerden birinin ABD'nin olup olmayacağını bilmiyorum ama, geçmiş suçların ilgi odağı olan bir dünyada yaşamanın çok zor olacağı gerçeği bile tüm tarafların bir şekilde uzlaşmasını muhtemel kılıyor.

(Bu röportaj 10 Ağustos 2010'da Rusça olarak VOA News'de yayınlanmıştır)

Kaynak: Abkhaz World

Çeviri: Shumaf Sencer

Avrasya'daki etnik ve dini sorunlar ile ilgili uzun süreden beri çalışan bir uzman olan Paul Goble, yakın geçmişte Azerbaycan Diplomasi Akademisi araştırma ve yayınlar direktörüydü. Daha önce, Talin'deki (Estonya) Audentes Üniversitesi'nde beşeri ve sosyal bilimler dekanı olarak ve Tartu'daki (Estonya) EuroCollege'de kıdemli araştırma üyesi olarak görev yaptı. Bu sırada, "Avrasya Penceresi" (Window on Eurasia) serisine başladı. 2004'de bu fakülteye katılmadan önce ABD Dışişleri Bakanlığı, Merkezi Haberalma Örgütü (CIA) ve Uluslararası Yayıncılık Bürosu'nun birçok mevkisinde, ayrıca Amerika'nın Sesi (Voice of America), Özgür Avrupa/Özgürlük Radyosu'nda (Radio Free Europe/Radio Liberty) ve Uluslararası Barış için Carnegie Vakfı'nda (Carnegie Endowment for ınternational Peace) görev yaptı. Çoğunlukla etnik ve dini konularda yazılar yazan Goble, eski Sovyet bölgesindeki etnisite ve din ile ilgili beş ciltlik bir çalışmayı yönetti. Daha önce Ohio'daki Miami Üniversitesi'nde ve Chicago Üniversitesi'nde dersler veren Goble, Baltık'daki bağımsızlık hareketlerini ve Rus güçlerinin önceden işgal ettikleri bu bölgelerden çekilmesini destekleyen çalışmalarından dolayı Estonya, Latviya ve Litvanya hükümetleri tarafından nişana layık görüldü. (Biyografi: www.windowoneurasia.blogspot.com)
 

Bir cevap yazın