Gürcistan tehlikeli sularda yüzüyor

1759_b

FEHİM TAŞTEKİN

26/05/2011

Tiflis Çerkes soykırımını tanıdı. Amaç 2014 Soçi Olimpiyatlarını iptal ettirmek.

Çerkesler için 21 Mayıs 1864, Holocaust’un Yahudilere anımsattığından daha azını anımsatmıyor. Ermenilerin Meds Yeghern yarasından çok daha derindir 21 Mayıs’ın yarası. Ama Çerkes trajedisi bugüne kadar hep öksüz kaldı. Hatta Çerkes torunları, atalarının trajedisine daha yeni yeni uyanıyor. Türkiye’de de demokratik açılım sürecine paralel olarak ‘Çerkes’ duyarlılığının hissedilir hale geldiği bir dönemde Gürcistan, ‘Çerkes soykırımı’nı tanıyarak Rusya’ya yumuşak karnına umulmadık bir kroşe indirdi. Trajediye ‘soykırım’ diyen ilk ülke oldu. Böylece Çerkes meselesi uluslararası alana taşınma şansı yakaladı. Bu Çerkesler için stratejik bir kazanım olmalı! Peki ya öyle mi?

21 Mayıs’ta Kayseri’de sürgünle ilgili konferansta sıcak gelişme olarak Tiflis’in soykırımı tanıdığını aktardım. Normalde alkış kopmalıydı. Derin bir sessizlik oldu. Bu tavra Gürcüler ‘Rusçuluk’ diye kara çalıyor. 300–400 yılını Rus zulmüne lanet okuyarak geçirmiş nesiller için bu yafta ağır. O halde kararın alkışlanmamasının nedenlerine inilmeli.

Tarihi soğukluk
Gürcülere mesafe konulmasının biri tarihi, diğeri güncel iki nedeni var: Gürcistan’ın 1801’de Osmanlı ve İran saldırılarına karşı dindaşı Rusların himayesine girmesi Kafkas-Rus savaşının kaderini değiştiren gelişmeydi. 1840’lara dek 3 nesildir Petersburg askeri okulunda eğitilen Gürcü subaylar Çarlık Rusya’sının emperyal çıkarları açısından Ruslardan daha Rus’tu. Rus ordusunun direnişle karşılaşmadan Gürcistan’ı ilhak edip Tiflis’i ana karargâh yapması ve Tiflis’ten Kafkasya’nın ortalarına uzanan askeri yollar inşa etmesi Kafkasya’nın düşmesinde kilit faktörlerdi. Saflar ta o zaman ayrıştı.

SSCB sonrası Güney Osetya ve Abhazya’ya karşı açılan savaşlar ise Çerkesleri bir kez daha seçime zorladı. 1992’de Abhazya’nın işgalinde Kafkasya’dan 2 bin gönüllü Abhazların safında savaştı. Liderleri Nalçik doğumlu eski Sovyet generali Sultan Sosnaliyev daha sonra Abhazya Savunma Bakanlığı koltuğuna oturdu. Bugün hala Nalçik’teki abhazya Meydanı’nın nabzı hem Abhazlar için atar. Türkiye’den de gönüllüler seferber olmuştu. Bu yüzden Mihail Saakaşvili yönetimi, 2008 savaşından önce hazırladığı Milli Güvenlik Belgesi’nde bir devletten ziyade ‘devlet dışı’ aktörlerden gelecek tehditleri daha olası görüyordu. 1994-1996’da Çeçenya’nın işgalinde Çeçenlere kucak açılması Gürcistan’a bakışta yumuşamaya, hatta Gürcistan’ı ‘Birleşik Kafkasya’ idealinin kritik halkası sayan görüşün yayılmasına yardımcı olsa da 2008’de Güney Osetya’ya saldırıyla başa dönüldü. Osetler ve Abhazlar açısından bakarsanız onlara Rusya’nın yapmadığını Gürcistan yaptı. Hem Osetler hem Abhazlar, Sovyet dönemindeki Gürcüleştirme siyaseti ve yakın dönemdeki askeri saldırıları ‘soykırım’ olarak niteliyor.

Hedef 2014 Olimpiyatları
Şimdi Tiflis Çerkes meselesine el atarak, 2008’de Osetlerden yana savaşa girip Gürcistan’ı geri püskürten Rusya’dan intikam alıyor. Tiflis altın vuruşunu 2014 Soçi Kış Olimpiyatlarını iptal ettirmek suretiyle yapmak istiyor. Olimpiyatlar 21 Mayıs 1864’te Kafkasya’nın düşmesinin ardından Rus ordusunun zafer yürüyüşünü yaptığı Krasnaya Polyana’da (Kızıl Çayır) yani Kbaada Vadisi’nde oynanacak. O çayırın neden kızıl olduğunu iyi bilen Çerkesler “Atalarımızın kemikleri üzerinde oynamayın” diyerek kampanya yürütürken Tiflis bu davayı büyütmek için devrede; Ocak 2010’da ‘Önce Kafkasya’ adıyla Rusça TV yayına başladı, parlamentoda ‘Kafkasya dostluk grubu’ kuruldu ve ardından Tiflis’te soykırıma dair 2 uluslararası konferans düzenlendi. 28-29 Mayıs’ta Batum’da düzenlenecek 3. konferansın konusu da Kafkasya’nın birliği. Tam bu noktada 20 Mayıs’ta parlamentoda iktidar partisinden Givi Targamadze’nin “Gürcistan, Kafkasya’nın birliğine öncülük etmeli” sözleri önemliydi. Jamestown Foundation’ın işin içinde olması da “ABD’nin Gürcistan üzerinden Kafkasya’yı karıştırıyor” kanaatini pekiştiriyor. Ama bunlar Tiflis’in hiç karşılık bulamadığı anlamına gelmiyor. Mesela Sovyetler zamanında iç sürgüne tabi tutulmuş Didoyların yitirdikleri hakların iadesi için 17 Mayıs’ta Dağıstan’da düzenledikleri gösteride açtıkları pankart gayet kışkırtıcıydı: “Rusya reddediyor, Gürcistan yardım ediyor.”
Ayrıca Gürcistan’ın Çerkes meselesine yakın ilgisi karşısında “Rusya tarafından bağımsızlığı tanınmış Abhazya ile yetinmeye devam mı, yoksa Gürcistan’ın desteğiyle Büyük Çerkesya mı” ikilemini yaşayan Çerkesler de yok değil. Bu da Tiflis’in arzu ettiği sonuçlardan birisi.

Birlik ama nasıl?

Ülkeyi en koyusundan Hıristiyanlaştırma sürecine sokan Gürcistan yönetiminin elinde haçla Kafkas birliğine koşması netameli bir durum. Yaygın kanaate göre Gürcistan’ın tek derdi Abhazya ve Güney Osetya’yı yalnızlaştırmak, nihayetinde Rusya’nın tanıdığı bu iki ülkeyi geri almak ve Kafkasya’nın genelinde Rusya’nın başına yeni çoraplar örmek. Velhasıl Kafkasya’nın birçok yerinde yerel hakların ‘bağımsızlık’ damarı yavaş yavaş kabarırken Gürcistan, Amerikan desteğiyle ‘Rus karşıtı’ duyguları kışkırtan bir politikayla kuzeye açılıyor. Ne var ki tarih bize, Osmanlının da uyguladığı bu taktiğin bölge halklarını birleştirmeye ve Kafkasya’yı Rus pençesinden almaya yetmediğini söylüyor. Hele hele Tiflis’in Abhazya ve Güney Osetya’ya karşı saldırgan politikalarını değiştirmeden Kafkas birliğinden söz etmesi inandırıcı değil. Her şeyden önemlisi Kafkasya’nın iç barışı. Kafkasya’nın buna yönelik adımlara ihtiyacı var.

Kaynak: Radikal Gazetesi –

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1050592&Yazar=FEH%DDM%20TA%DETEK%DDN&Date=26.05.2011&CategoryID=100

Bir cevap yazın