Reelpolitik Kardeşlik

2014 Soçi Olimpiyatları, Çerkes Soykırımı’nın 150. Yıldönümü’nde gerçekleştirilecek. Hala Rusya tarafından tanınmayan ve görmezden gelinen Çerkes Soykırımı, Çerkesya yerli halklarının planlı bir şekilde yok edilmesi amacıyla yürütülen askeri operasyonlarla gerçekleştirildi. Soçi’de inşa edilen Olimpik stadyumlar ve tesisler, soykırım sırasında acımasızca katledilen Çerkeslerin toplu mezarları üzerinde yükselmektedir. Bugün hem Kafkasya’da hem Diaspora’da etkileri süren bir tarihsel olay Sayın Ankuab’ın Abhaz diasporasına yönelik mektubundaki gibi “kaderin bir cilvesi” olarak gösterilemez (http://bit.ly/rSAJAI). Bu mektupta halklarımızın tarihsel gerçeğini dünya kamuoyuna taşımak için çalışan Diaspora muhalefeti ve bu muhalefetin Rusya’nın red politikalarına karşı oluşturduğu kampanyalar için kullanılan ifadeler gerçeklerle bağdaşmamaktadır.  Diasporayı Abhazya Devleti’nin “reelpolitik” endişelerini gerekçe göstererek Adıgelerin, Abazaların ve diğer Kafkasyalı halkların uğradıkları soykırım ve sürgünleri göz ardı etmeye davet eden bu mektubun inkarcı ve iftiracı uslübu bir ulusun veya halkın değil ancak bir zümrenin çıkarlarını savunabilecek niteliktedir. Diaspora aktivistlerinin bu konudaki katı tutumunu Rusya’nın katı inkar politikalarından bağımsız düşünmek mümkün değildir. Abhazya Devlet Başkanı Sn. Ankuab ve Diaspora kurumlarında görev yapan bazı kişiler, bu gerçekleri görmezden gelerek küresel muhalefetin taviz vermez tutumunu, Gürcistan provokasyonuyla açıklama çabası içine girmişlerdir.  Çerkes kimliğine yeniden vücut kazandıran bu güçlü hareket Türkiye’de kıvılcımlandığı ilk günden bugüne dek hiç bir küresel aktörün çıkarına teslim olmamıştır. Abhaz diasporasından çok sayıda üye ve destekçinin de iradesini temsil eden bizler, başından beri bileşeni olduğumuz küresel muhalefetin oluşum sürecini hatırlatmak isteriz.

Soçi’nin olimpiyatlara aday olduğu günden itibaren Diaspora, Soçi olimpiyatları minvalinde Soykırımı kamuoyu gündemine taşımaktadır. Soçi’nin olimpiyatlara ev sahibi şehir olarak seçilmesini önlemek amacıyla Türkiye merkezli “Olympic Genocide” adıyla başlatılan kampanyada “Soçi’yi yok etmeyin” sloganı ile toplanan imzalar çeşitli ülkelerden Diaspora örgütlerinin de desteği ile Olimpiyat Komitesi’ne talebimizi açıklayan bir mektupla iletildi. Fakat bu çalışmalara rağmen Soçi’nin olimpiyatlara ev sahipliğinin kesinleşmesi üzerine daha etkin bir örgütlenme kurulması amacıyla “No Sochi 2014” platformu oluşturuldu (http://nosochi2014.com) 5 ayrı ülkeden 9 ayrı STK’nın katılımıyla oluşturulan bu yapının çalışmalarının temel eksenini yine Çerkes soykırımı ve Soçi olimpiyatlarının yapılmasının önüne geçilmesi oluşturuyor. Yine bu organizasyon bağlamında oluşturulan May21.org insiyatifi öncülüğünde her 21 Mayıs’ta 5 ayrı ülkede Rus konsoloslukları önünde yapılan protesto eylemleriyle soykırımın tek muhatabı olan Rusya’ya bu gerçeği yılmadan haykırıyoruz (http://may21.org). Soykırım muhalefetinin oluştuğu tüm bu süreçlerin katılımcıları Çerkes Diasporası’nın temsilcileridir. Bu hareket gücünü tamamen tabandan almaktadır. Çerkes Diasporasının kendi dinamikleriyle oluşturduğu bu sürecin ABD veya Gürcistan’ın girişimleriyle başladığı ve yürütüldüğü iddiası asılsızdır. Keza Tiflis inisiyatifi ile yürütülen kısıtlı sayıdaki aktiviteler geniş Diaspora kitlesi için halen şüphe ile izlenirken, yukarıda özetlediğimiz süreçte alanları ve sokakları Çerkesya ve Abhazya bayraklarıyla dolduran binlerce kişinin başka ülkelerin çıkarlarını koruma amacında olduğunu kimse iddia edemez.

Bu hatırlatmadan sonra açıkça belirtmek isteriz ki, diasporanın kendi dinamikleriyle var ettiği muhalif hareketin ne Gürcistan ne de başka ülkelerin planlarına taşeronluk yapmak gibi bir gündemi olmamıştır. Ancak belli bazı grupların ağız birliği yaparak inşa etmek istedikleri söylemin temel amacı, soykırım muhalefetini ABD-Gürcistan güdümlü bir hareket gibi göstermektir. Çerkes muhalif hareketi ABD-Gürcistan eksenine sıkıştırılıp, Abhazya meselesi ve Abhaz-Adıge kardeşliği söylemi üzerinden marjinalleştirilmek istenilmektedir. Rusya’nın güvenlik kaygıları çerçevesinde oluşturulan bu planın uygulayıcıları da ne yazık ki bizzat Adıge ve Abaza toplumunun fertleridir. Soykırım muhalefeti, bir taraftan ABD-Gürcistan ekseninde güdümlü bir hareket gibi gösterilmek istenirken, bir taraftan da söylem manipüle edilerek kardeş halkların arası açılmak istenilmektedir. Yine bu minvalde soykırım söylemini her fırsatta Abhazya’ya ve Abhazlara saldırmaktan ibaret hale getirmek isteyenlerin varlığına da dikkat çekmek isteriz. Çerkeslerin geleceğini kardeş halklarla çatışmaya bağlayan, soykırım muhalefetini Gürcistan güdümüne sokmak isteyen bu yapıların temel amacı kardeş halklar arasında ihtilaf yaratarak soykırım muhalefetinin yarattığı etki ve potansiyelini marjinalleştirerek yok etmektir.

Abhazya Devlet Başkanı Alexander Ankuab’ın mektubunda belirtilenin aksine, Adıgeler ve Abazalar “kaderin bir cilvesi” olarak değil tarihte benzeri görülmemiş bir soykırım sonucunda topraklarından sürülmüşlerdir. Abhazya Cumhuriyeti Parlamentosu’nun 15 Ekim 1997 tarihli kararının birinci maddesinde belirtildiği üzere Rusya’nın 19. yy da uygulamaya koyduğu kolonyal politikaların sonucu olanlar insanlığa karşı işlenen en büyük suç, soykırım olarak tanımlanmıştır (http://bit.ly/uuorXw). Abhazya Devlet Başkanı’nın Abhazya devletinin tanıdığı bir soykırımı bugün Gürcistan’ın Rusya’ya karşı olan bir provokasyonu olarak nasıl tanımlayabildiğini merak etmekteyiz. Çünkü biliyoruz ki Çerkes soykırımından etkilenen halklar arasında Abhazlar da vardır. Gürcistan’ın Çerkes Soykırımı’nı tanımasından sonra verilmesi gereken tepki, Çerkes sorunun siyasallaşmasını engellemeye yönelik söylemler değil bu soykırımdan Adıgeler gibi Abhazların da etkilendiğini Gürcistan’a hatırlatmak olmalıdır. Abhazya Devleti Başkanı Sn. Ankuab’ın mektubundaki gibi pek çok tarihi olgunun çarpıtılması ve hatta tarihi gerçeklerden rahatsızlık duyulması bizleri kaygılandırmaktadır. Sn. Ankuab, Soykırım suçlusu Rusya’nın bu suçunu aklamak istercesine “muhacirlerin topraklarını işgal ederek, evlerimize yerleşenlerin” Gürcüler olduğunu söylemektedir. Tarihin çarpıtılmasından ibaret olan bu yaklaşım, asıl muhatap olan Rusya’nın aklanması dışında bir amaç taşımamaktadır. Muhacirlerin köylerini yok edip onların topraklarını kolonize eden Rusya’dır, soykırım suçunun muhatabı sadece Rusya’dır. Çerkeslerin tarihsel sorunlarının üzerini örtmeye çalışılarak ve soykırım gerçeğini inkar ederek Abhazya’nın bağımsızlığının nasıl güçleneceğini ayrıca merak etmekteyiz.

Diaspora, Kafkasya’daki resmi kurumların telkinleriyle rotasını çizebileceği bir araç değildir. Diasporanın tanımıyla çelişen bu tavrın net bir örneği Abhaz Diasporası üzerinde uygulamaya çalışılmaktadır ve bu pratiğin Abhaz Diasporası’nı yalnızlaştırarak etkisiz hale getirilmesinden başka bir işe yaramadığı açıktır. Bizler Abhazya devletinin veya herhangi bir devletin Diasporası değiliz. Kaldı ki Abhazya devletinden beklenen Diaspora’yı şekillendirmesinden çok Aibga sorunu, DTO üyeliği için yapılan anlaşmaların sonuçları ve Abhazya-Rusya arasında yapılan sonu ilhakla bitebilecek anlaşmalar, Adıgeler’in Abhazya vatandaşlığı alamamaları, Diaspora fertlerine pasaport verilmemesi gibi pek çok sorun hakkında doyurucu açıklamalar yapmasıdır. Diasporanın görevi olarak belirlenen, Abhazya meselesini soykırım muhalefetine düşmanlıktan ibaret görmenin ve Abhazya’nın bağımsızlığını Rusya’nın güvenlik kaygıları üzerinden okumanın, Diasporaya çizilen bu sözde vizyonun gerçek sahiplerini görmemizi kolaylaştırdığını söylemeliyiz. Diasporayı yönlendirme amaçlı bu tür çıkışlar halklarımızın arasını açmak isteyen marjinal gruplara fırsat vermektedir. Çerkesya’nın ve Abhazya’nın ortak acılarına Diaspora’nın yabancılaşması dışında bir hedef belirtmeyen, bütün mücadele zeminini Abhazya’dan ibaret sayan bir yaklaşımın ne Diaspora’ya ne de anavatana bir fayda sağlamayacağı açıktır.

Bizler, Soçi 2014 olimpiyatlarına ve soykırım gerçeğine karşı sesini yükselten aktivistler olarak, sürdürdüğümüz mücadelenin içinin boşaltılmasına izin vermeyeceğiz. Diasporanın kendi dinamikleriyle ortaya koyduğu bu mücadeleyi hiçbir devletin, çıkar grubunun manipüle etmesine izin vermeyeceğiz. Geçmişte örneğine çokça rastladığımız şekilde Rusya’nın Çerkes toplumunun kurumları üzerinden gerçekleştirmek istediği bu planlı programlı kampanyayı boşa çıkartan yine Çerkes toplumu olacaktır. Mücadele perspektifimizi, özgürlük, evrensellik, dayanışma bilinci ve etkin Diaspora mücadelesi üzerinden çizdik. Bu doğrultuda bu ilkeleri paylaşan herkesi bu mücadelenin paydası olarak görmekteyiz.

Kafkasya Forumu

Bir cevap yazın