Uluslararası İlişkilere Meze Edilen Toplumlar

Bazı toplumlar vardır ki, geçmişte yaşadıkları soykırımlarla, katliamlarla anılırlar. Çerkesler, Ermeniler, Yahudiler,Romanlar,Ezidiler,Kızılderililer,Aborjinler…Saymakla bitmez. Günümüzde de dünyanın birçok yerinde herhangi bir tarihi arşive başvurmaya gerek kalmadan, küreselleşmenin de imkanıyla internetten, TV’den, sosyal medyadan, gazetelerden haberlerle tanık oluyoruz. Her ne kadar üzerinden yıllar geçse de ilgili toplumun bazı bireyleri dedelerinin, ninelerinin anlattıklarından ya da ”anlatamadıkları’ndan’ yola çıkarak, devletlerin torna tezgahlarına girmeyi reddederler.

Dedelerinin, ninelerinin maruz kaldıkları tehcir, sürgün, zorunlu göç ve soykırım sonucu diasporada doğan, yetişen bireyler,”anlatılamayanları”,”özel alana hapsedilmiş kimliklerini” kamuya açarlar. Bu sayede geçmişte yaşanmış katliamlar, soykırımlar gün yüzüne çıkar. Devletlerin en çok korktuğu şey de oluşumuna sebep oldukları diasporalardır.

Ancak, bazı devletler vardır ki, diğer devletlerin yaptığı soykırımları tanır. Bu sayede, geçmişte yaşanılan soykırımlar tüm dünyada duyulmuş olur. Muhatabı olan devlet ise inkârcı üslubunu sürdürmeye devam eder. Tanıyan ülkeler çoğaldıkça gün gelir soykırımın muhatabı olan devletler inkâr etme durumundan, yüzleşmeye ve sonunda tanımaya ve belki de özür dilemeye kadar gider.

Yalnız, başka devletlerin yaptığı soykırımı tanıyan, soykırımın muhatabı olmayan devletler, muhatabı olan devletlerle sorunlu ilişkilerinde, adeta mütekabiliyet ilkesini işletir.

2011 yılında Gürcistan, Çerkes Soykırımını tanıyan ilk ülke olmuştu. Çerkes diasporasından birçok kurum ve kişi bunu olumlu olarak görmüş, Gürcistan’da soykırım anıtı açılışında yer almış,bir dizi konferanslara katılmışlardı. O zamanlar gerek şahsen ,gerekse de  mensubu olduğum Kafkasya Forumu, Gürcistan’ın soykırımı tanımasını tek başına olumlu bulmamış, Gürcistan’ın Abhazya’da yaptığı katliamlarla yüzleşmesini gerektiğini, Abhazya’yı artık kendi toprağı olarak görmekten vazgeçmesini, Abhazya’nın bağımsızlığını kabul etmesi gerektiğini söylemiştik. Günümüzde de diasporadan birçok kişi veya kurum birçok ülke parlamentosuna başvurarak Çerkes Soykırımının tanınması için lobi faaliyetlerinde bulunuyor.

Son zamanlarda gerçekleşen uçak krizi, Rusya-Türkiye ilişkileri açısından değerlendirdiğimizde, yine bir mütekabiliyet kriziyle yüz yüze kalacağımızı gösteriyor.

Rusya’nın yeniden gündeme aldığı Ermeni Soykırımına karşılık diasporadan bazı kurumlar ve kişilerin sözlü olarak da olsa Türkiye’ye Çerkes Soykırımını tanıma çağrısında bulunduğunu görüyoruz.

Lobi faaliyetlerinin, iki ülke arasındaki mütekabiliyet krizlerinde, uluslararası ilişkilere meze edilmesi acı bir tablo. Forum olarak, lobi faaliyetlerine mesafeli olmamız bundan kaynaklanıyor.

Ortada, Türkiye’nin tanıması ve gerek Çerkeslerin gerekse Türkiye toplumunun diğer katmanlarının da yüzleşmesi gereken bir Ermeni Soykırımı gerçeği var. Nasıl Gürcistan’ın, Abhazya ve Osetya’daki yapmış olduğu katliamları örterek, Çerkes Soykırımını tanıması iki ülke arasındaki uluslararası ilişkilere meze edilerek heba olmasına  karşı çıktıysak, şayet Türkiye’nin varisi olduğu Osmanlı İmparatorluğunun yaptığı Ermeni Soykırımı gerçeğinin üstü örtülerek Çerkes Soykırımını tanıma olasılığına da karşıyım.Mevcut Ak Parti iktidarının,Çeçenistan’ın kukla diktatörü Kadirov’la bir dönem arasının nasıl iyi olduğunu, soykırım topraklarında yapılan Soçi Olimpiyatlarında Türkiyeli müteahhitlerin ihale aldığını,dönemin başbakanı şimdiki cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olimpiyat açılış törenine gittiğini, Türkiye’deki Çeçen cinayetlerinin bu iktidar döneminde yapıldığını,Medet Önlü cinayetini ve davasını ve bunlara nasıl göz yumulduğunu unutmadık.Şimdi,eski dostların düşmanlığını ve karşılıklı kendi ayıplarının üzerini örterek,diğerinin ayıpları üzerinden yaptıkları politikalarını izliyoruz.

Velhasıl-ı kelam, Çarlık Rusyasının varisi Rusya Federasyonu Çerkes Soykırımının, Osmanlı İmparatorluğunun varisi Türkiye Cumhuriyeti Ermeni Soykırımının muhatabıdır. Diğer devletlerin soykırımı tanıması tabii ki önemlidir, ancak ,kendi yaptıkları soykırımın üstünü örterek değil, iki ülke arasındaki mütekabiliyet esas alınmadan, uluslararası ilişkilere meze olmadan yapılmalıdır.

Soykırımın muhatapları bellidir. Her şeyden önce esas olan soykırımların, yapan devletler tarafından tanınması,toplum tarafından yüzleşilmesi, tazmini ve özrü gereklidir.

Devletlerin ve bireylerin diğerini yok saymadan tüm soykırımlarla yüzleşmesi dileğiyle.

Bir Cevap Yazın