Soçiye Muhalefet Ne Kazandırdı?

Malumunuz uzun bir süredir biz Çerkeslerin gündeminde bulunuyor Soçi Kış Olimpiyatları. 7-23 Şubat 2014 tarihlerinde de gerçekleştirilecek bu ‘soykırım’ olimpiyatı. Peki biz Çerkesler olarak  4 Temmuz 2007’de Soçide bu olimpiyatların yapılacağını duyunca nasıl karşıladık? Nasıl tepki verdik? Bu soruların cevabını aramak için filmi 2007 yılından günümüze sarmanın doğru olacağı kanaatindeyim.

2007 yılında olimpiyat komitesinin 2014 Kış Oyunlarının Soçide yapılacağını açıklamasından sonra bizlerin yani Çerkes toplumunun büyük çoğunluğu tepkisizdi. Çünkü tam olarak Soçinin bizler için olan öneminin farkında değillerdi. Ama tabi ki bu düşünce bütün bir toplum için geçerli değildi tabi ki 2003 yılında kurulan Kafkasya Forumu en başından beri olimpiyatlara karşı olduğunu her geçen gün daha fazla dile getirerek başta Türkiye olmak üzere ABD,İsrail,Ürdün ve Avrupada yaşayan Çerkeslerin gündemine sokmayı başardı. Düzenlenen ilk imza kampanyasına Kafkasya Forumu’nun çağrısı karşılıksız kalmamıştı. Kafkas Vakfı, Samsun BKD, İstanbul BKD gibi pek çok kurum Soçi söylemini daha o günden sahiplenenler arasındaydı.

Tabi ki bu çok kolay olmadı.Özellikle bu başarının kilit noktalarından biri ve bana kalırsa en önemlisi İnsiyatifin 2009’da yapmış olduğu çağrıyla Çerkeslerin ilk defa 21 Mayısta Taksimde Rus büyükelçiliğinin karşısına çıkmasıydı. Aslında bu bizim için bir ilkti. İlk defa 21 Mayısı anma modundan çıkartarak 21 Mayısın aslında ne demek olduğunu muhattabının karşısına dikilerek dile getirdik. Bu eylem sadece Türkiyede değil ABD,İsrail,Ürdün olmak üzere eş zamanlı olarak yapıldı.Bundan sonraki zaman diliminde bizler sokağa çıkarak bir anlamda siyasal anlamda evrildik ve isteklerimizi daha yüksek sesle dile getirmeye başladık. Bu süreç ne kadar güzel bir etki yaptıysa da aslında bir noktada eleştirisi yapılabilir. Diasporada yaşayan bir halk olarak bizler şu an da Türkiyede azınlık olarak yaşıyoruz.Fakat nüfus sayımız hiç de azımsanacak bir düzeyde değil.Bu azımsanmayacak nüfus potansiyelimizin parlamentoya yansımaması beni üzen bir başka nokta olarak duruyor..Parlamentoya bu şekilde bir yansımanın olması şart mıdır o da tartışılır. Ancak bu konuda ümidimi kaybetmiş değilim.İnanıyorum ki Soçi Olimpiyatlarına muhalefet sırasında kazanılan tecrübeler, sonrasında bu açığın kapanmasına yarayacaklardır.

*****************

Geçtiğimiz günlerde Litvanya devlet başkanı,Almanya başbakanı,Gürcistan devlet heyeti Avrupa Komisyonu başkan yardımcısı,AB hukuk meseleleri Komiseri Viviane Reding gibi isimler Rusyada azınlıklara uygulanan baskılar,yapılan insan hakları ihlalleri ve olimpiyatların yapılacağı olimpiyat köyü ve çevresinde oluşan çevre-doğa katliamından ötürü Soçi’deki resmi açılış törenine katılmayacaklarını açıkladılar.Ne yazık ki hiçbir devlet büyüğünün söylemlerinde Soçinin bir soykırım toprağı olduğu, oranın Çerkeslerin tarihsel başkenti olduğu gibi ifadelere rastlayamadık.Burada akıllara şu akıllara gelmekte bizim yeteri kadar lobimiz/etkinliğimiz yok mu? Bu sorunun cevabı yok. Ama benim düşünceme göre zaten olmaması gerekir. Lobicilik bir anlamda devlet denen aygıta/yapıya güvenmek ve onun kucağına oturmaktır. Bu yüzden bu tür bir lobiciliğe kesinlikle karşı olduğumu belirtmek isterim.

Peki içinde yaşadığımız Türkiye Cumhuruyeti neden Soçi olimpiyatlarında herhangi bir tavır takınma gereği duymuyor,bizi görmezden geliyor? Bu sorunun da cevabı belki şu şekilde verilebilir. Türkiye ile Rusyanın aslında tarihsel anlamda düşman olmasına rağmen son yıllarda yapılan yüksek rakamlı ticaret anlaşmalaraı ve Türkiyenin enerji sektöründe Rusyaya neredeyse tamamen bağlı olması gösterebilir.Bu bağımlılık öyle bir noktaya geldi ki Türkiye Cumhuriyeti 2008 yılında 3 Çeçenin katledilmesine,22 Mayıs 2013 tarihinde Ankara’nın göbeğinde gerçekleşen suikastin faillerinin bilinmesine rağmen harekete geçmemesi zaten bize bakışı açıkça göstermektedir.

Son olarak her ne kadar Soçide olimpiyatların yapılacak olmasına engel olamasak da bu yaklaşık 7-8 yıllık muhalefetin bizlere bir bilinç ve özgüven kazandırdığına inanıyorum. Açıkçası bu durum beni gelecek için ümidimin artmasına neden olmakta. Umarım bu süreç bizlerin kimlik bilincimizi artırmamıza ve farklı meselelerde de sesimizi yükseltmemize yarar.

Samet Demder

Bir Cevap Yazın