Diasporayı Anlamak 2

Yazının I. Bölümünde diaspora nosyonlarına genel bir bakış geliştirmiş ve diaspora deneyimlerinin sadece Siyonist tecrübeden ibaret olmadığını anlatmaya çalışmıştım. Diaspora kavramının Çerkesler için yeni bir duruma tekabül ettiğini, diaspora kavramının değişmez, sabit özüne göre kendini konumlandırmak gibi bir yaklaşımın kendi durumumuzu açıklamakta yetersiz kalacağını belirtmiştim. Bunun yerine diasporaların hareketli, heterojen ve sürekli kendini var eden durumlara sahip olarak anlaşılmasının sağlıklı bir siyasi alanın oluşması açısından elzem olduğundan bahsetmiştim. II. Bölümde diasporların hareketli mekanlarını, kimliğin ve projenin nasıl bir ‘sığınak’ haline döndüğünden bahsedeceğim.

 

Kadim Toplumsal Ağlar

 

Cohen, diasporik hareketlere yol açan nedenlerin farklı gruplara göre değişeceğini belirtmektedir.[1] Diasporayı oluşturan bireylerin ortak nokaları sürgünlük, yerinden edilmişlik ve ortak travma durumudur. Bu travma durumunun en önemli getirisi ortak kökenli insanlara yönelinmesidir. Bu, travmanın getirdiği sorunlu duruma yönelik bir sargı girişimidir. Çoğunlukla diaspora haline gelmeden önceki dönemdeki toplumsal ilişkiler sürdürülür, geleneksel dayanışma ağları korunmaya çalışılır. Ermeni örneğinde olduğu gibi bu bir kilise örgütlenmesi şeklinde dini referanslı da gerçekleşebilir.

 

Bu toplumsal ağların zamanla aşınması söz konusu olabilir. Diasporaların heterojen yapılarının ortaya saçılması, sınıf çelişkilerinin yeni ortamla birlikte daha görünür hale gelmesi gibi eski unsurlar, eğitim durumu, şehirleşme gibi yeni unsurlarla birlikte bu ağlar sarsılabilir. Ancak tüm aşınmışlıklara rağmen diaspora topluluklarının kültürel ortaklıkları yine bir süre daha bu ağların yapay bir şekilde de olsa sürdürülmesine olanak verebilir. Buna ek olarak, kültürel simgeler etrafında organize olmaları, etnik kültürel örgütler oluşturmaları ve kendi etnik kimlikerini geliştirmeleri açılarından çeşitli şekilde olabilir. [2]

 

Kadim Ağlardan Diasporik Seferberliklere

 

Seferber olmuş diaspora kavramı, bileşenlerinden biri olarak diasporik bilincin oluşumu/ifade edilmesini, yani etrafında kolektif bir kimlik ve kolektif eylemin sürdürüldüğü(siyasi) bir proje/amaçla özdeşleşmeyi içerir. [3] Seferberlik temelinde bir sosyal harekete gönderme yapar. Diasporik seferberliği anlamak için sosyal hareket teorisini anlamak gerekmektedir.

 

Bir eylem istemi olarak, Melucci’ye göre sosyal hareket üç boyutu ima eder. Bunlardan birisi, “biz” yani kolektif bir kimlik duygusuna ve inşasına eşlik eden dayanışmadır. İkincisi toplumsal çatışma: Biz-kimliği, maddi ve kültürel değerler etrafındaki mücadelelerin verildiği bir alandaki hasımlara ve karşıtlara karşı tanımlanır. Üçüncüsü, toplumsal değişimdir: Hareket, içinde devindiği toplumsal sistemin sınırlarını tehdit eder ve aşar. [4]

 

Diasporaların kritik kimlik dönüşümlerinin süreçleri seferber olmuş diasporaların yarattığı sosyal hareketler çerçevesinde gerçekleşir. Yine Melucci’ye göre bu tip bir kimlik değişimi ancak bilinçli siyasal söylemlerin ürünüdür. Diaspora olmanın getirisi olan kadim toplumsal ağların diasporanın bu süreciyle dönüşüme uğradığı not edilmelidir. Diasporalar böylece politik alana dönüşüme uğramış kimlikleriyle çıkarlar.

 

Bu dönüşümün tetikçisi kolektif eylemlerdir. Kolektif eylemler ile diasporalar geleneksel durumların katılıma yönelik rezervlerini de aşmış olurlar. Diasporaların temel niteliği olan ulus ötesi ağların oluşumu ve bunlara katılım süreçleri geleneksel akreditasyonlardan geçmeyerek doğrudan sosyal hareket boyutunda gerçekleşir. Gelenekten gelen feodal ilişkiler, diasporaların içinde bulundukları ulus-devletlerle kurduğu ilişkiler gibi katılımı engelleyen etmenler sosyal hareketlerin ulus ötesi boyutuyla aşılır.

 

Sosyal hareketlerin kimlik üzerinde yarattığı değişimler kolektif eylemlere ortam hazırlar. Bu süreçte kimliğin tanımladığı birey tanımı doğrudan bilinçli siyasal katılım ile aşılmış olur. Diasporaların bu hareketliliği sosyal hareketler üzerinden ele alınmalıdır. Ancak bu çerçevede diasporik bireyin tanımı, gerçekliği anlaşılabilir.

 

Sonuç Olarak

 

İki yazının sonucu olarak temelde anlatmak istediğim mesele diasporaların diğer bütün toplumsallıklar gibi değişime açık, sabit bir öz iddasına rağmen değişken özlere sahip toplumsallıklar olduğudur. Diasporaların madden oluşumu için tutarlı bir çerçevede sürgün ve etkileri yetmekteyken, diasporaların değişimi zorlamaları için sadece ortak bir köken ve sürgünlük konumu bunun sürdürülmesini mümkün kılmamaktadır. Diasporaların anavatanlarıyla kurdukları ilişkiler, kendi kimliği ile ilişki kuran bireyin durumu, milliyetçi saiklerle inşa edilen etnik öz iddiaları gibi bütün toplumsal kurumlar değişime ötesinde değişik bakış açılarına açıktırlar.

 

Sosyal hareket teorisi üzerinden özetlemeye çalıştığım şey de temelde bu durumu açıklamaya yöneliktir. Diasporalarda çatışma kaçınılmaz bir şeydir. Çünkü temelde diasporalar da-bütün ortak kök iddialarına rağmen- diğer tüm toplumsallıklar gibi heterojendir. Diasporaların özü olark bildiğimiz şeyler aslında bu sosyal hareketlerin diasporik seferberlikleri üzerinden inşa edilen söylemlerden ibarettir.

 

Çerkes diasporası açısından sosyal hareket kavramı lafzen yeni bir şeyi ifade etse de ruhen yaşanan süreci özetlemekte kullanılması gerekli bir çerçevedir. Diğer yazılarımda da sıkça tekrarladığım gibi Soçi Olimpiyatları’na yönelik muhalefetin yarattığı sosyal hareketlilik diasporanın kimliksel dönüşümünü de gerçekleştirmiştir. Şüphesiz eski steril kimliğe özlem duyan muhafazakarlar olsa da bu değişim diaspora bireyinin değişimi ile de sonuçlanmıştır. Bu dönüşüm yakın etkileri Soçi muhalefeti ile somutlaşmış olsa da bu dönüşümün etkileri uzun vadede daha net görülecektir. Yine şüphesiz mevzi kaybeden her nesen gibi bu duruma tepkiler doğacak, şekil değiştirecektir. Sonuç olarak sağlıklı bir toplumsallık yaratmak istiyor ve toplumsal mühendislikler ötesinde sosyal hareketlerle kimliğe yaşam şansı sağlamak istiyorsak: Çatışma Kaçınılmazdır.

 



[1] Etnik Kökenin Ötesinde Diasporayı Düşünmek, Floya Anthias, s5

[2] A.g.e s5

[3] Diaspora Mekanları: Kürt kimlikleri Öteki olma deneyimleri ve aidiyet politikaları, Minoo Alinia, Avesta Yayınları, 2007 s 116

[4] A.g.e s 116

Bir cevap yazın