Yeni Bir Alan Olarak Üniversite Kulüpleri

Diasporadaki Çerkes şehirlileşmesi büyük oranda 90’lar sonrasına tekabül ediyor. Sürgünden sonra kimliğin yaşam alanı da temelde köyler olmuştur/köyler haline gelmiştir. Teavün Cemiyeti vb. diğer şehirli organizasyonlar şehirli bir Çerkes nüfusunun mücadeleleri idi ancak Cumhuriyet ile başlayan süreçte şehirli Çerkes kimliği kendisine yaşam alanı bulamamıştır. Dolayısıyla klasik bir ifade ile söylersek köyü olmayan bir Çerkes’e bugün rastlamak zordur.

 

Dışarıya karşı kapalı bir toplum olduğumuz bilinmekte. Bu aslında güçlü kimlikler karşısında kabuğuna çekilen bir toplumun acziyetinin de ifadesidir. Çünkü Çerkes kimliği güçlü bir kimlikle mücadele dinamiklerinden yoksundu, olası bir çatışmadan da bu yüzden özenle kaçındı. Şehirleşme ve üretim ilişkilerinin değişimi Çerkes kimliğinin moderniteye adeta toslaması, cevap üretememesi-diğer pek çok kimlik gibi- kimlikte çeşitli aşınmalar yarattı.

 

Çerkes gençleri ve üniversite karşılaşması ise bu kırılmanın bir tezahürüdür. Geçmişe oranla artık daha fazla Çerkes genci üniversiteye gitmekte. Bir alt kültür olarak üniversite ortamı ve öğrencilik yaşamı, Çerkes gencinin hayatındaki kimlik kırılmalarının belki de en önemlisini teşkil eder. Şu gerçektir ki artık taşra derneklerde bile kitle üniversite gençliğidir. Öğrenci olmanın verdiği avantajlar, sosyalleşme isteği vb. sebeplerden dolayı gençler dernek ortamlarına yahut Çerkes kimliği ile ilglii çeşitli siyasi gruplara dahil olmaktadırlar. Ancak sayısal olarak bakıldığında bu tip bir katılıma dahil olan Çerkes genci sayısı, katılmayan Çerkes genci sayısından azdır. Bunun yanında sosyalleşme amaçlı kimliklenmeden nasıl bir siyasi kimlik çıkacağı cevapsızdır.

 

Temelde gelmek istediğim nokta şu; üniversiteli bir Çerkes kimliği nasıl olşuturulur? Kişisel cevabım üniversitelerde açılan alanları doldurmaktan geçtiği yönünde. Üniversite kulüpleri/toplulukları olarak isimlendirilen bir nevi mikro STK’ların bu süreçte önemli olduğu kanaatindeyim. Çerkes kimliği ile üniversiteli olmanın en kristalize olmuş hali olan üniversitedeki kulüp/topluluk ortamları üniversiteli kimliğinin yanına Çerkes kimliğini eklemenin en kolay ve işlevsel yolu olacaktır.

 

Üniversitenin imkanları, Çerkes bir üniversiteli kimliği ile otoritelerle yüzyüze gelme hissiyatı bu kimliği güçlendirecek etkenlerdir. Gençlik mücadeleleri de temelde bu alanlardan yani üniversitelerden yükselir.

 

Öte taraftan dans eksenli bir kimliklenme ötesine geçilen bu tip üniversite alanlarında üniversal kültürle, akademiyle tanışma imkanı doğmaktadır. Herkesin öğrenci olduğu, kişisel olarak en gerçek alanına denk olan bu alanın doldurulması, geleneksel kimliklenme süreçlerine girmeyen Çerkes gençlerini de içine çekebilecek bir potansiyele sahiptir. Temel mesele bu kulüplerin steril kültürel alan siyasetinin dışına çıkıp, siyasi alan yaratıp yaratamayacağı ile ilgilidir.

 

Sonuç olarak yeni bir alan olarak üniversiteleri ve üniversiteli Çerkes kimliğini umut verici buluyorum. Üniversitede yaratılacak uygun ortamların Çerkes genci dayatmalarının ötesinde yeni ve özgün bir Çerkes genci kimliğini kendi kendine oluşturacağını düşünüyorum.

Bir cevap yazın